January 2012
1 post
Hadi itiraf edelim; “artık sevmediğini biliyorduk”…
“Daha dün benim aşkımdan ölüyordu, bugün nasıl terk eder, bugün nasıl sevmez!?” derken dünü sorgulayalım.
“Aşkından ölüyorum, seni çok seviyorum” dediğinin hemen ertesi günü yapayalnız kaldığımızda, problemin bugün değil de dün olduğunu biliyorduk…
Herhangi bir ilişkide; biricik sevdiceğimiz...
September 2011
1 post
Ahlaklıymış ahlaksız!
Medyadaki tüm cinsiyetçi, homofobik, ayrımcı ve ırkçı yaklaşımların ortadan kalkması için bir hareket başladı biliyorsunuz. Defne Devrimi… Bazılarınca küçümsenen, gene bir avuç feminist kendi yağında kavruluyor diye alaya alınan ve gene seksist söylemlerle eleştirilen bu hareketin bir destekçisi olarak sevinç günü bugün.
Hıncal Uluç, alışık olduğu o bütün sweetheart çirkinliğiyle yazdığı...
August 2011
2 posts
Deniz fenerinde oylece oturuyoruz.
Gecenin bir körü…
‘Benim artik cesaretim yok’ diyorum. “seni daha ne kadar uzebilirim ki, neden korkuyorsun” diyorsun. İşmiş gibi.. Sanki guzel bir sey soyluyormus gibi… Guzel de geliyor aslinda, tam anlayamiyorum ama beni sevdigine olan inancim bu durumlari sorgulamama izin vermiyor. Saatlerce konusuyorsun. Ben, hep...
O pırıl pırıl sevgili...
Bir yerlerde, herhangi bir şekilde tanışıyoruz. Elektriğimizi de aldık ya da yolda, bir şekilde alacağız. Cinsel etkileşimimiz de tamam olduğuna göre arkamıza yaslanıp kemerlerimizi takabiliriz: Sevgili oluyoruz.
Her ilişki başlangıcı gibi bunda da o bizi insan yapan kurnazlığımızı, olmak istediğimiz insan-mış gibi davranmamızı engelleyemiyoruz. Bilmediğimiz denize gece girmeyelim telkinlerimiz,...
June 2011
2 posts
Her şey için çok geç zamanlardaydık. Uzun, üzgün, mutlu, mutsuz koskoca bir yıl geçmişti. Onu en son bir otobüs terminalinde, beni çok severken bırakmıştım. Sonraki karşılaşmamız “bu aşk burada biter” konuşması olmuştu.
Başkasına aşık olmuş ama söyleyememişti. Çünkü çok büyük laflar etmiştik. En çok birbirimizi sevmiştik, ilk defa böyle aşık olmuştuk falan filan…
Utandı tabi bu...
May 2011
3 posts
Birinin sizi terk ettiğini; sadece bir şarkı biliyor.
– çok saçma.
Birinin sizi terk ettiğini, sadece bir şarkı biliyor.
– çok saçma
Bütün yalanlarımızın üzerine baharı seriyoruz.
– Senelerdir hiç söylenmemiş gibi oluyorlar…
April 2011
2 posts
Bir an var, insan kaybettiğini anlıyor. Kazanmak için harekete geçiren bir...
– dedi. Bunların hepsini, bana yıllar sonra söyledi. Yine, benden bağımsız bir “o an”
February 2011
4 posts
Sevan Nişanyan’dan Şirince’ye davet
9 Mart’tan önce Şirince’ye gelin. Varlığınızla bize güç verin. Bu zor ve güzel günlerde yanımızda olun.
BANALLİĞİN ZAFERİ
Son anda beklenmedik bir gelişme olmazsa Nişanyan Evleri önümüzdeki on-onbeş gün içinde yıkılacak. Selçuk Kaymakamlığı 18 Ocakta yıkım işini ihale etmiş. İşi alan müteahhidi gidip bulduk. Eski bir gardiyanmış; konuşulabilecek biri izlenimini vermedi.
İlk partide ana binamız...
Çok acayip şeyler olabilir. Sen, beni sevmeyi bırakabilirsin. Ben, seni 40...
– Hoş bir şey mi bu?
Atatürk'ü kızdırdınız. Alın işte kızdırdınız...
spektakulersehirheykelleri:
Atatürk’e benzeyen adamın ‘Bas git lan!’ temalı heykeli Yalova’dan.
January 2011
17 posts
Bugün kola içtim.
Sonra uzun zamandır hiç aklımda olmayan birini düşünmeye başladım. Ne kadar özlemiştim ve ne çabuk unutmuştum onu özlediğim günleri. Çok ağlamıştım üstelik biliyor musun? Aynı senin hayatının aşkı olduğumu, birbirimiz için yaratıldığımızı düşündüğüm gibi; onun hayatında da öyle olduğumu düşündüm. Ve evet, bildin. Onda da yanıldım. Yanılmak değil de bilirsin işte…...
Çok maceralı bi insanım.
– Pastaneden manita kaldırıyorum.
EVET KALDIRIYORUM.
Şöyle oldu.
Akşam, aile boyu Hrant için ağladık. Sonra Öyle bir geçer zaman ki’ yi izlerken Berrin’e üzüldük. Annemler, halamlar hep bir ağızdan “Berrin üstünü giy bari anneeen geeldiiiiğğ” diye bağırdı. Ben de dedim ki ben olsam kemiklerimi kırarsınız Allahsızlar, elalemin kızına hoşgörüye bak. Sonra onlar da “aşkolsun biz öyle insanlar mıyız? Aşka saygımız...
beni sevmiyorsun.
– uyan sikim sabah oldu
Hiçbir sevgilimi sigaradan vazgeçecek kadar çok sevmedim.
– bir sigara kadar olamamışlar.
bazen sizi o kadar sevmez ki, gidip başkasını sevebilirsiniz.
– sonra… hem sizi sevmemesine hem de başkasını sevmenize müsaade etmesine “çok” üzülürsünüz.
ben ne güzel seni seviyordum.
benim kalbimi, hep beni “en çok sevenler” kırdı.
– ama ben bir tek onu özledim.
Gurur, bana göre değil.
– ama olanlara saygım var.
sen denize düşsen batmazsın çünkü tipin kayık.
– apaçilik tam bana göre.
Al işte al
kırdın kırdın onu
amına koydun.
– bana her şey seni hatırlatıyor.
Ben şimdi tırnaklarımı törpüleyebilsem, kaşlarımı alabilsem ya da saçlarıma fön...
– Hiçbir süper kahraman Alf’ e aşık olmaz.
Bugün seni hiç özlemedim.
Başkasıyla görüşüyorum.
İyiyim.
– at yalanı sikeyim inananı.
Hep Aynı Hikaye
evrimguvenc:
Hah işte! Ben de onu diyorum.
Üç kişiyi aynı anda sevebilen kalbim var. Sana bir tanesi çok geliyor.
‘Seni sevmesini seviyorsun, sevmeyince de kızıyorsun. Her şey seninle...
– sanki ben üzülmedim.
bazı acılar, çoğalarak biter.
kırım kırım
hoanes:
o kadar ince düşünüyorum ki sevgilim,
seni kırarken bile,
bir bildiğim var.
December 2010
11 posts
Yeni yıldan bir tek seni diledim.
– koskaca bir yıl senin yüzünden heba oldu gene…
ben de seni çok özledim denmez.
ben seni özledim dediğimde, aşık olduğum...
– çünkü sen sevgilini terkedensin.
Aşıkken, hatırladığınız her şeyde sadece kandırıldığınızı düşünmek;...
– beni kandırdılar, oradan biliyorum.
Bazen birini özlemek, sadece birini özlemektir.
Senden ve ondan bağımsız.
Bugünlerde sürekli “sen benim hiçbir şeyimsin” sözünü düşünüyorum....
öptüm.
keşke öpmeseydim…
Neler öğrendiğimizi konuşmuştuk hayatta. Başka türlü şeyler isteyip, öğrendiğimiz doğru neyse onu yapmıştık. Öğrenmek, o kadar da güzel değildi. Bazen güzeldi. Keşke öğrendiğimiz gibi değil hissedebildiğimiz gibi davranabilseydik falan filan…
Sonra; ben huzurlu olmayı mutlu olmaya tercih ediyorum dedi. O, bunu öğrenmişti. Benimle mutlu olmuştu ama huzurlu...
Ters köşeye yattım.
Çalışmadığım, aklıma gelmediği yerden geldi bütün cümleler.
Bakakalmak nasıl olur, anladım. Bakakalmak diye bir şey var. Öylece bakmak.
Birden kendinden tiksinmek de var. “ya bir dakika, ben buna hazır değildim, ben biraz çalışıp öyle gelsem” demek de var.
Sonra olduğun yerden çıkıp kuş bakışı kendini izlemek var. Birini öyle çirkin seviyorum ki güzel olması...
Kafası karışık olmadım, doğdum heralde.
Böyle bir kahkaha atıyorum ilk önce.
Bu demektir ki ağlamalarımı, kıskanmalarımı, kızmalarımı artık saçma bulmaya başlamışım. Yenilmiş egom hafiften kendine gelmiş, insan ol komutu her hücreme sirayet etmeye başlamış.
Kötü örnek vermek gibi olmasın ama hey heylerim geçtikten sonra kendimi benzettiğim tek şey, kafası kesildiği halde sağa sola koşturan horoz! İnsan kendini buna mı benzetir...
Bana bir iyilik yap.
Beni idare etmeyi bırak.
Çok saçma.
Bir gün seni sevmeyerek uyandığımda, lütfen “seni çok seviyorum, şu...
November 2010
12 posts
Yıllardan 2010, aylardan Kasım.
Yok ya Kasım değil de Aralık olmuş artık....
Naber dedim, Uyuyorum dedi.
Bilgisayara bakıp, sümüklerini karıştıran insanlar olduğunu düşünüp mutlu...
Ağlamaktan içim şişti diyoruz ya bence ağlamaktan değil o. İlk önce içimiz şişiyor sonra ağlıyoruz. Anlatayım.
-İki gün boyunca birini sürekli aradığınız halde, geri dönülmemiş ve sanki aramamışsınız gibi davranılmak
-Zaman zaman aklınıza gelen eski sevgili
-Bitmek bilmeyen regl dönemleri (12 günü gördüm)
-Çok sevdiğiniz birini unuttuğunuzu hatırlatan bir fotoğraf
- Elinize batmış...
Kasabada ya varolacaksın ya da kadın. Kadın olmak istersen orospu, varolmak...
Sabahın körü.
Yok lan sabahın körü değil de, sabah 8-9. İstanbul’da ucuz eğlence arayışımız sabaha kadar sürmüş ve köyümüze geri dönmüşüz.
Ölmeye ramak kala içmeyi bıraktığımız alkol arabaya biner binmez bayıltmış, kasabamıza gelir gelmez bizi uyandıran çişte hepimizi ayıltmış durumda. Normal şartlarda, her zaman için önceliğim çişimdedir ama eve girip sonsuza dek çıkmama isteğim ağır...
Bu aralar ölürsem, bu sadece çok istediğimden olacak.
– İnsan, hiç sevmediği bir insanı koyunca içine; kendini hiç sevmez.
Misal
100 kere karşılıksız birini aradıysanız
1000 kere hiç öyle biri olmadığınız halde, olmadığınız gibi konuşup idare edilmek istediyseniz
2000 kere, sevildiğinizi duymak için cümlelerinize taklalar attırdıysanız
3000 kere,...